Kendi Kendine Gidebilen Arabaların Olumlu ve Olumsuz Özellikleri
Otonom araba veya sürücüsüz araba adıyla da anılan kendi kendine gidebilen arabalar, insana hiç ihtiyaç duymadan yolda gidebilen arabalardır.
Kendi Kendine Gidebilen Arabaların Olumlu ve Olumsuz Özellikleri
Otonom araba veya sürücüsüz araba adıyla da anılan kendi kendine gidebilen arabalar, insana hiç ihtiyaç duymadan yolda gidebilen arabalardır[1].
Otonom araç fikri, ilk olarak daha otomobilin ortaya çıkmadığı XVI. yüzyılda ortaya atıldı. Avrupa’da Rönesans döneminin önde gelen çok yönlü aydınlarından biri olan Leonardo da Vinci (1452–1519), kendi kendine gidebilen üç tekerlekli küçük bir araba tasarladı.
Da Vinci düzeyinde bir ulaşım aracı fikrinin ortaya atılması için yüzyılların geçmesi gerekti. Nihayet 1925 yılına gelindiğinde elektrik mühendisi Francis P. Houdina, uzaktan kumanda ettiği bir otomobili New York caddelerinde dolaştırdı. Ancak otomobilin kaza yapması, projeyi akamete uğrattı. 1939’da düzenlenen New York Dünya Fuarı’nda endüstri tasarımcısı Norman Bel Geddes, geleceğe dönük ulaşım tasarılarını ziyaretçilerle paylaştı. Futurama olarak adlandırdığı sergisinde çatıda helikopter pistleri ve eyaletler arası otoyolların yanı sıra uzaktan kumanda ve kaldırıma gömülü mıknatıslar yardımıyla hareket eden yarı otonom araçlar da yer almaktaydı. Söz konusu fuarın destekleyicisi olan ünlü General Motors şirketi, sonraki 20 yılda jet uçağına benzeyen ve esasında jet motoru olan bir gaz türbininden güç alan Firebird araba[2] projesiyle kendi kendine gidebilen arabalar fikrini geliştirmeyi sürdürdü.
1961’de Stanford Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, bilgisayar görüşünün basit bir şeklini kullanarak ayın yüzeyinde dolaşacak küçük bir araba geliştirdiler. 1977’de ise Japonya’daki Tsukuba Üniversitesi’ndeki makine mühendisleri, bu projeyi daha da ileriye götürerek saatte 20 mile (yaklaşık 32 km) kadar otonom gidebilme özelliğine sahip bir yolcu aracı yaptı.
Bu alanda en önemli çabalardan biri ise 1980’lerin sonu ile 1990’ların başında Avrupa’da üniversitelerin, otomobil üreticilerinin ve teknoloji şirketlerinin bir araya gelerek bir şirketler birliği oluşturduğu Eureka Prometheus projesi kapsamında gerçekleşti. Ağırlıklı olarak Avrupalı devletlerin maddî destek sağladığı bu proje, 1994 yılında trafikte insan müdahalesi olmadan giden ve diğer araçları takip ederken ve geçerken otomatik olarak şerit değiştiren bir arabanın Paris otoyollarında 620 mil (yaklaşık 1000 km) gitmesiyle doruk noktasına ulaştı.
Ancak otomat araçlar konusunda belki de en büyük ilerlemeler, ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'un devasa kaynaklarını bu alana yatırmaya başlamasıyla gerçekleşti. Pentagon, DARPA (Defense Advancaed Research Projects Agency – Gelişmiş Savunma Araştırmaları Acentesi) projesi aracılığıyla 1980’lerden itibaren otonom araç araştırmalarını desteklemeye başladı. ABD’nin kendi kendine gidebilen arabalara ilişkin olan bu proje kapsamında ilk büyük girişimi, arazide yürütebilmek için ışın algılama ve mesafe ölçme teknolojisi olan Lidar'ın[3] ilk sürümlerinden birinin kullanıldığı Otonom Kara Aracı (ALV) projesini finanse etmek oldu.
Bunun yanı sıra DARPA, ses görüntü sistemleri üreten Carnegie Mellon Üniversitesi Navigasyon Laboratuvarı’na (Navlab) destek oldu. Bu laboratuvar, kendi üretimi olan, Navlab 1 adını verdiği ve bilgisayarlar, algılayıcılar ve soğutma düzenekleriyle donattığı bir minibüsü 1986 yılında banliyö mahallelerinde gezdirmeyi başardı. 1995’te de Navlab 5 isimli daha küçük bir minibüs, Pittsburgh’tan San Diego’ya kadar uzanan 2850 mil (4600 km) uzunluğundaki yolun %98’ini sürücüsü olmadan aldı.
Ancak asıl dönüm noktası, başta Stanford ve Carnegie Mellon olmak üzere ABD’deki birçok üniversitenin ses görüntü sistemleri alanında liderlik için yarıştığı bir dizi yarışmayı içeren DARPA Grand Challenge oldu. Bu kapsamda 2004'te düzenlenen ilk çöl yarışmasını hiçbir yarışmacı tamamlayamadı. Ancak ertesi yıl Stanford Üniversitesi, Intel işlemcilerle donatılmış Volkswagen Touareg’le çöl, 2007’de de Carnegie Mellon Üniversitesi, özel donanımlı bir HMMWV ile şehir yarışını kazandı.
Kendi kendine gidebilen arabalarla yapılan bu yarışlar, öz sürüş teknolojisinin çalışabileceğini gösterdi. Bu da birçok proje girişimcisinin, teknoloji şirketinin ve otomobil üreticisinin kendi ses görüntü sistemi programını başlatmasına ve Grand Challenge’a katılan yarışçılardan bazılarını istihdam etmesine yol açtı[4]. Böylece otomat araç alanındaki gelişimin hızlandığı bir döneme girildi.
Kendi Kendine Gidebilen Arabaların Olumlu Özellikleri
Baş döndürücü bir hızla gelişen kendi kendine gidebilen arabalar, insanlığa birçok yönden fayda sağlıyor. Bu faydalardan bazıları şöyle:
- Daha az sürücü hatası
- Sürücüsüz araçlar, insanların kazaya sebebiyet veren hataları yapmasını etkili bir şekilde önlüyor.
- Bu araçlar, yoldan çıkmıyor, trafik kurallarına uyuyor ve hem içindeki yolcuları hem de yayaları koruyor.
- Ancak sürücüye gereğinden fazla güvenlik hissi vermesi, bu olumlu özelliğin tehlikeli yanını oluşturuyor.
- Ayrıca otonom araçlar otomatik pilota sahip olsalar da hâlen bir insan tarafından yönlendirilmeye ihtiyaç duyuyor.
- Daha az trafik sıkışıklığı
- Sürücüsüz arabalar yollardaki sıkışıklığa çözüm olabilir.
- Yaygınlaşmaları durumunda kazaları ve trafikteki keşmekeşi azaltabilirler.
- Böylece otoyol polisine ve acil servis görevlilerine daha az ihtiyaç duyulmasını mümkün hâle getirebilir.
- Ayrıca toplu taşımayı kolaylaştırabilir.
- Bunun sonucu olarak da sigorta maliyetleri, fosil yakıt kullanımı ve araba kazalarından kaynaklanan yaralanmalar ve hasarlarda azalma görülebilir.
- Daha hızlı seyahat imkânı
- Sürücüsüz arabalar, sürücülü arabalardan çok daha hızlı gitme potansiyeli taşıyor.
- Bu da eğitim, ticaret ve sağlık faaliyetlerinin gelecekte aksatılmadan sürdürülebileceği anlamına geliyor.
- Çevreye faydalı
- Kendi kendine gidebilen arabaların bir kısmının daha az benzin kullanıyor olması, bu arabaların trafik sıkışıklığından kaynaklanan ve çevreye zarar veren yakıt tüketimini azaltma çabalarında önemli bir rol oynayabilecekleri dair umudu yeşertiyor.
- Ayrıca bu arabalar sayesinde başta kimyasal maddelerin dökülmesi, sızması veya patlamasına yol açan kazalar olmak üzere çevreye zarar veren yan etkilerin gerçekleşme riskini aşağıya çekmek mümkün hâle geliyor.
Kendi Kendine Gidebilen Arabaların Olumsuz Özellikleri
- Teknolojik arızalar
- Kendi kendine gidebilen arabaların ağırlıklı olarak teknolojiye dayanması, onları aksaklık ve arızalara açık hâle getiriyor.
- Bu arabalardaki otomatik pilot, kaza yapmamak için yavaşlama veya frene basma gibi gereken tedbirleri alma noktasında zamanlamayı insanlar kadar iyi ayarlayamayabiliyor.
- Öngörülemeyen trafik davranışları
- Sürücüsüz arabaların yolların hâkimi olması durumunda kimse ne olacağını bilmiyor.
- İnsanlar, bu arabaları güvenilir ve öngörülebilir olarak görme eğiliminde olsa da araştırmalar otomatik sürücünün insan sürücüler kadar öngörülemez davranışlarda bulunabileceğini gösteriyor.
- Otomatik sürücünün insan sürücüden daha fazla inşaat, çakıllı yol, yaya ve hayvan vb. dikkat dağıtıcı etmenlerin etkisine açık olması öngörülemez davranışlarda bulunma riskini artırıyor.
- Kaza riski
- İnsan olmadan gidebilme özelliği taşıyan arabaların sürücülü olanlarından daha hızlı gitme yetisine sahip olması, kaza ihtimali veya hızını ayarlayamama riskini de beraberinde getiriyor.
- Bu da söz konusu arabaların insanların yol açtığı ölüm ve ağır yaralanma olaylarından daha fazlasına sebep olabileceği anlamına geliyor.
- Öngörülemeyen maliyetler ve sonuçlar
- İnsana ihtiyaç duymadan gidebilen arabaların bir diğer sakıncalı yanı da muhtemel etkilerinin henüz bilinmiyor olması.
- Kendi kendine gidebilen arabalardan birkaç tanesine sahip olmakla bu arabaların trafiğin hâkimi konumuna gelmesi arasında büyük bir fark bulunuyor.
- Böyle bir durumda sürücüsüz arabalara ilişkin yasaların nasıl bir gelişim izleyeceği bilinmiyor.
- Bu arabaların sebep olacağı kişisel yaralanmalara karşı mağdurun tazminat talebinde bulunup bulunamayacağı konusu, başta hukukçular olmak üzere birçok çevreyi meşgul eden konular arasında yer alıyor.
- Bu da yakın gelecekte ilgili yasalarda değişiklik yapılması konusunun gündeme geleceği anlamına geliyor[5].
Sonuç olarak kendi kendine gidebilen arabalar, trafikte sağladığı birçok faydadan dolayı gelecek yıllarda hayatımıza daha çok gireceğe benziyor. Ancak üzerinde düşünülüp çözüme kavuşturulması gereken birçok sorunu da beraberinde getireceğini ve gelişimini olabildiğince doğru yöne sevk etmek için daha çok çaba harcamak gerektiğini de unutmamak gerekiyor.
Kaynakça
- https://www.techtarget.com/searchenterpriseai/definition/driverless-car (25.10.2023).
- https://www.topgear.com/car-news/concept/concepts-time-forgot-general-motors-firebird-i (26.10.2023).
- https://www.basarsoft.com.tr/lidar/ (27.10.2023).
- https://www.mobileye.com/blog/history-autonomous-vehicles-renaissance-to-reality/ (25.10.2023).
- https://www.sallymorinlaw.com/car-accidents/the-pros-and-cons-of-self-driving-cars/ (01.11.2023).
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.